Otuzlu yaşlarda, hafiften şehla gözlü olanı diğerine söz hakkı tanımaksızın konuşuyordu, "Erkek konusunda mükemmeliyetçi olacaksın. Mükemmel olduğuna karar verdiğin erkekle evleneceksin. Bak, ben acele karar verdim, geldiğim noktayı görüyorsun."
Genç bayanın anlatım biçimi ve söz ettikleri ilgimi çekmişti, dinlemeye devam ettim: "Erkek dediğin sorumluluğunu bilecek; beş aylık hamileyim, çocuğumun cinsiyetini öğrenmeye, hastaneye tek başıma gidiyorum, hem de otobüsle. Götürsene araban var, neymiş, arkadaşı askere gidiyormuş da onu uğurlayacaklarmış."
Yirmili yaşlarda, üniversite öğrencisi görünümlü genç kız birşey söyleyecek oldu, beriki fırsat vermedi, "Erkek dediğin güven vermeli, tutarlı olmalı. Benimki akşamları çok sık dışarı çıkardı, dönüş saati belirsiz... Arkadaşlarımla buluştum, kahveye gittik, maç izledik falan derdi, derdi ama bilmiyorum."
"Erkek dediğin çok konuşmamalı. Çok konuşan erkekler genellikle doğru söylemezler. Çok ve boş konuşurdu benimki, yalanları hep sonradan ortaya çıktı. Neyseki boşandık da başımı dinliyebiliyorum" diye sürdürdü konuşmasını.
Daha birçok "erkek dediğin" sözcükleriyle başlayan cümleler kurdu.


